forumdll.benimforum.biz


 
AnasayfaPortalAramaKayıt OlGiriş yap
Similar topics

Paylaş | 
 

 Fıkralar

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Orkun
Profesyonel
Profesyonel


Erkek
Oğlak Köpek
Mesaj Sayısı : 661
Hobiler : İnternet Sörf
Kayıt tarihi : 29/12/08
Teşekkür : 12
. : [

240109
MesajFıkralar

Hesap

Adamın biri, bir lokantanın önünden geçiyormuş. Bir bakmış camda kocaman bir ilan:

****
" Sen ye torunun ödesin!"
****

Adamın hoşuna gitmiş bu ilan. Girmiş içeri bir güzel karnını doyurmuş. Tam kalkacağı sırada garson hesabı getirmiş. Adam çıkışmış tabi:

"Bu ne kardeşim. Hani torunum ödeyecekti?"

"Tamam beyefendi haklısınız ama, bu zaten dedenizin hesabı."



İmtihan
Bir akıl hastanesini ziyareti sırasında, adamın biri sorar:

"Bir insanın akıl hastanesine yatıp yatmayacağını nasıl belirliyorsunuz? "

Doktor:

"Bir küveti su ile dolduruyoruz. sonra hastaya üç şey veriyoruz. bir kaşık, bir fincan, ve bir kova. sonra da kişiye küveti nasıl boşaltmayı tercih ettiğini soruyoruz. Siz ne yapardınız?"

Adam:

"Hmmm! Anladım. Normal bir insan kovayı tercih eder. Çünkü kova kaşık ve fincandan büyük."

"Hayır", der doktor. "Normal bir insan küvetin tıpasını çeker."



Patates tarlası
Nebraska'da yaşlı bir adam yaşardı. Patates ekimi için bahçeyi bellemesi gerekiyordu, lakin bu çok zor bir i şti. Tek oğlu olan David ona yardım edebilirdi, fakat o da hapisteydi. Yaşlı adam oğluna bir mektup yazdı ve müşkülatını izah etti.

****
Sevgili David,
Patates bahçemi belleyemeyeceğimden, kendimi çok kötü hissediyorum. Bahçeyi kazmak için oldukça yaşlanmış sayılırım. Burada olsan bütün derdim bitecekti. Biliyorum ki sen bahçeyi benim için hallederdin.
Sevgiler
Baban
****

Bir kaç gün sonra oğlundan bir mektup aldı.

****
Babacığım,
Allah aşkına bahçeyi kazma, ben oraya cesetleri gömmüştüm.
Sevgiler.
David
****

Ertesi gün sabaha karşı saat 04:00' de FBI ve yerel polis çıkageldi ve tüm sahayı kazdılar, lakin hiç bir cesede rastlamadılar. Yaşlı adamdan özür dileyerek gittiler.

Aynı gün yaşlı adam oğlundan bir mektup daha aldı.

****
Babacığım,
Şimdi patatesleri ekebilirsin. Bu şartlarda yapabileceğimin en iyisini yaptım.
Sevgiler
David



Piyango
Piyangoda büyük ikramiye çıkan Temel`i üç ay sonra bakkal, kasap ve borçlu olduğu diğer esnaf yolda çevirmişler:

"Temel, sana büyük ikramiye çıktığı halde üç aydır niye borcunu ödemiyorsun?" diye sormuşlar.

Temel:

"Zengin oldu, değişti demesinler diye…"



O velet var ya…
Mahkemede Hakim Temel'e sormuş:

"Söyle bakalım niye buraya geldin?"

Temel anlatmaya baslamış:

"Ben kamyon sürüyordum, bayır aşağı inerken frenler patladı. Sağıma baktım pazar yeri var en az 100 kişi var; önüme baktım bir okul orda da en az 100 kişi var; soluma baktım bir ağaç, ağacın altında da bir velet oraya kırdım direksiyonu. İçimden dedim ki bari 100 kişi öleceğine biri ölsün."

Hakim sinirlenmiş ve kendini tutamayıp:

"Onu anladık da kazada niye 50 ölü bir sürü de yaralı var kardeşim!"

Temel:

"O velet var ya o velet… O ağacın altından kalkıp pazar yerine koşmasaydı…"



Temel ve kaynanası
Temel bir gün kahveye girmiş. Üstü başı yırtıkmış.

Hayırdır ne oldu diye sormuşlar.

Temel:

"Sormayın, kaynanamı gömdük." diye cevap vermiş.

Kahvedekiler:

"İyi de bu halin ne?"

Temel:

"Biraz direndi de."


Yüzen saat
Akıl hastasının biri saatini hastane bahçesindeki havuza atmış. Bunu gören arkadaşı yanına yanaşmış ve konuşmaya başlamışlar:

-"Niye attın saati havuza?"

-"Nasıl yüzdüğünü görmek için."

-"Peki, kurdun mu?"

-"Hayır."

-"Enayi, hiç kurmadan yüzer mi?"



Ödev
Öğrenci sınıfa yeni gelmişti. İkinci gün öğretmenine sordu:

- "Öğretmenim, insana yapmadığı bir şey için ceza verir misiniz?"

- "Olur mu evladım, insan yapmadığı şey için cezalandırılır mı, niye sordun bunu?"

- "Şey… Dün verdiğiniz ev ödevini yapmamıştım da."



Balık zeka yapar
Nasreddin Hoca, bir handa yemek yemek ister. Ancak onunla aynı zamanda başka bir yolcu daha hana girmiştir ve yemek üzere sadece bir balık vardır. Hancı bunu paylaşın der. Balık gelir ve hoca

-"Ben kafasını yemek istiyorum", der.

Diğer yolcu bunun nedenin sorar, Hoca açıklar:

-"Çünkü, balığın kafası zeka yapar, kafanın daha iyi, daha sağlıklı çalışmasını sağlar!"

Bunun üzerine diğer yolcu hemen münakaşa çıkarır ve balığın başını yemek istediğini söyler. Bunun üzerine Hoca balığın gövdesini, diğer adam da başını yer.

Bir süre sonra, balığın başıyla doymayan adam hocaya çıkışır:

-"Hocam, başını ben yedim ama sen bütün gövdeyi yiyip karnını doyurdun, bense aç kaldım."

-"Bak demedim mi ben sana akıllanırsın diye!"



Dikenli tel
İki akıl hastası akıl hastanesinden kaçmaya karar vermişler.

Biri ötekine:

"Git bak bakalım dikenli teller yüksek mi alçak mı, eğer yüksekse altından kaçarız, alçaksa üstünden atlarız." demiş.

Diğeri gitmiş, bir süre sonra geri gelmiş ve şöyle demiş:

"Ne yazık ki kaçamayacağız arkadaşım çünkü hiç dikenli tel yok!"



Yaşlı adam ve çocuk
Küçük afacan elinde bir kutu şekerle parka gitmiş, bir banka oturmuş; etrafa bakınırken şekerleri ardarda ağzına atıyormuş.

Yanındaki bankta oturan yaşlı adam çocuğa bakmış bakmış ve:

"Evladım.." demiş, "Şeker güzeldir ama çok yemek zararlıdır. Hem dişlerin çürür, hem yüzünde sivilce çıkar, hem de şişmanlarsın…"

Çocuk bunun üzerine adama dönmüş:

"Benim dedem 107 yaşına kadar yaşadı..."

Adam "Yaa.." demiş.

"Yani deden de mi çok şeker yerdi?"

"Hayır, her şeye burnunu sokmazdı!"



Bilimsel açıklama
Fizikçi, matematikçi, kimyacı, jeolog ve antropologdan oluşan bir heyet bir araştırma için arazide bulunmaktadır. Birden yağmur bastırır. Hemen yakındaki bir arazi evine sığınırlar. Ev sahibi bunlara bir şeyler ikram etmek için biraz ayrılır. Hepsinin dikkati soba üzerinde toplanır. Soba yerden 1 metre kadar yukarda, altındaki dizili taşların üzerindedir.

Sobanın neden böyle kurulmuş olabileceğine dair bir tartışma başlar.

Kimyacı:
"Adam sobayı yükselterek aktivasyon enerjisini düşürmüş, böylece daha kolay yakmayı amaçlamış",

Fizikçi:
"Adam sobayı yükselterek konveksiyon yoluyla odanın daha kısa sürede ısınmasını sağlamak istemiş",

Jeolog:
"Burası tektonik hareketlilik bölgesi olduğundan herhangi bir deprem anında sobanın taşların üzerine yıkılmasını sağlayarak yangın olasılığını azaltmayı amaçlamış",

Matematikçi:
"Sobayı odanın geometrik merkezine kurmuş, böylece de odanın düzgün bir şekilde ısınmasını sağlamış",

Antropolog:
"Adam ilkel topluluklarda görülen ateşe tapmanın daha hafif biçimi olan ateşe saygı nedeniyle sobayı yukarıya kurmuş".

Bu sırada ev sahibi içeri girer ve ona sobanın yukarda olmasının nedenini sorarlar.

Adam cevap verir:
"Boru yetmedi."



Uçak fabrikası
Uçak fabrikasında yeni bir tasarım. Herşey mükemmel. İlk test uçuşu fakat uçağın kanatları gövdeyle bağlantı yerinden kopuyor. Tüm ekip enkazın başında.

Birisi "kanatla gövdenin birleştiği yerlere delik delin" diyor. Yeniden hesaplamalar, iki yıllık çalışma, test uçuşu. Ne yazık ki akıbet aynı. Kanatlar yok.

Fabrikaya taşınan enkazın başındaki acayip adamdan aynı öneri. "Delik delin kardeşim."

Üçüncü denemenin de akıbeti aynı olunca proje sorumluları acayip adamın dediklerini uygularlar. Sonuç tam bir BAŞARI. İnanılmaz bir sağlamlık. Acayip adamı fabrika içinde bulurlar ve proje müdürünün önüne getirirler.

"Biz bu kadar Profesör ve Mühendis, bilim adamı çözemedik, sen çözdün bu sorunu; kimsin sen?"

Adamcağız sıkılarak:

"Tuvalet temizleyicisiyim, kahrolası tuvalet kağıtları hiç bir zaman delikli yerlerinden kopmazlar da!"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek

 Similar topics

-
» EĞİTİCİ FIKRALAR
» Türkiyede yılın en iyi fıkrası seçilmiş
Bu yazıyı burda paylaş : Excite BookmarksDiggRedditDel.icio.usGoogleLiveSlashdotNetscapeTechnoratiStumbleUponNewsvineFurlYahooSmarking

Fıkralar :: Yorum

Geri: Fıkralar
Mesaj Bir C.tesi 24 Ocak 2009, 21:03 tarafından Orkun
Yönetici ve mühendis
Çok uluslu bir şirketin üst düzey yöneticilerinden biri bir gün şehrin üzerinde balonla gezintiye çıkar. Aksilik bu ya, hem yola çıkarken yanına harita almayı unutur, hem pusulasını balondan aşağıya düşürür, hem de yolunu kaybeder. İnmek için uygun bir yer araken bir gökdelenin tepesinde sigara içen bir adam görür ve alçalır.

- "Afedersiniz, ben neredeyim acaba?"
- "Yerden 500 metre yükseklikte bir balonun içindesiniz."

Yönetici sinirlenir:

- "Siz mühendissiniz değil mi?"
- "Evet, nereden bildiniz?"
- "Çünkü başım belada ve size bir soru sordum. Cevap olarak verdiğiniz bilgi tamamen doğru ama aynı zamanda tamamen yararsız."
- "Siz de yöneticisiniz değil mi?"
- "Evet de siz nereden bildiniz?"
- "Çünkü yerden 500 metre yükseklikte bir balonun içindesiniz, yolunuzu kaybetmişsiniz, pusulanız yok, haritanız yok ve berbat durumdasınız. Fakat bütün bunlar şimdi benim suçum oldu."



Kalp cerrahı
Dünyanın en ünlü kalp cerrahının arabası bozulmuş. Arabasını tamire götürmüş. Tamirci arabanın kaputunu açmış ve kalp cerrahına dönerek:

- "Size birşey soracağım neredeyse ben ve siz aynı işleri yapıyoruz. Mesela ben şimdi itina ile kaputu açacağım bir bakışta problemin nerde olduğunu anlayacağım, kapakçıkları temizleyeceğim, gerekirse kabloları, motor yağını değiştireceğim, hatta çok gerekli ise
motoru çıkarıp yerine yenisini takacağım. Söylesenize nasıl oluyorda siz binlerce dolar kazanıyorsunuz ama ben meteliğe kurşun atıyorum?"

Bunun üzerine cerrah tamircinin kulağına eğilmiş ve şöyle demiş:

- "Bunların hepsini motor çalışıyorken yapmayı denesenize!"



Tünel inşaatı
Bir boğaza bir tünel yapılması gerekmektedir ve bununla ilgili ihale açılır. İhaleye giren firmalar ise Japon, Fransız ve Türk şirketleridir, ancak üç firmadan da aynı fiyat alınır. Dolayısı ile sonucu görüşmeler belirleyecektir. İlk olarak Japon firma çağrılır:

Japonlar:

"Biz iki yakadan başlarız oratada en fazla bir metre hata ile buluşuruz, o da hemen düzeltilir, önemli bir şey değil." demişler.

Yetkililer:

"Güzel, ancak diğer firmalarla da görüşmek lazım." der.

Fransızlar:

"Biz de iki yakadan başlarız ortada en fazla on santim hata ile buluşuruz, nerdeyse kusursuz olur." demişler. Yetkililer bu habere çok sevinmiş, sıra ise Türk firmaya gelmiş.

Türkler:

"Valla biz de iki yakadan başlarız fakat ortada buluşur muyuz o bilinmez, buluşursak bir tane buluşamazsak iki tane tüneliniz olur.



Geri dönüyorum!
Bir gün akıl hastanesinde iki akıl hastası bisiklete biniyormuş. Bir süre sonra birisi durmuş. Bisikletinden inip, lastiklerin havasını indirmeye başlamış. Diğeri:

"N'apıyosun?" diye sormuş.

Lastiklerin havasını indiren akıl hastası:

"Bisikletin selesi çok yüksek geldi, onu kendime göre ayarlıyorum." demiş.

Diğeri bu cevaba çok sinirlenmiş. Hemen kendi bisikletinden inip seleyi ve direksiyonu yerlerinden çıkarmış, sonra da selenin yerine direksiyonu, direksiyonun yerine de seleyi takmaya koyulmuş. Bu sefer öbürü sormuş:

"Sen n'apıyosun?" diye. Diğeri hemen cevap vermiş:

"Ben delilerle gezmem, geri dönüyorum!"



Yeniden doğmuş
Kadının biri, 46 yaşındayken kalp krızi geçiriyor ve hastaneye kaldırılıyor. Ameliyat masasındayken, ölüme yakın, birden bir hayal görüyor. Azraili görüyor ve soruyor:

"Benim saatim geldimi?"

Azrail cevap veriyor:

"Hayır, senin daha 43 sene, 2 ay ve de 8 günün var".

Narkozdan uyandığında, estetik yaptırmaya karar veriyor. Yüzünü gerdittiriyor, dudaklarını doldurtturuyor vs. Yeniden doğmuş gibi oluyor.

Daha uzun bir süre yaşıyacağını bildiği için şimdi, o kadar ameliyatin değdiğini düşünüyor. Son ameliyattan sonra, hastaneden tamamen yeni bir insan gibi çıkıyor. Tam karşıdan karşıya geçiyor ki ambulans çarpıyor. Ölüyor.

Cennette Azrail'e soruyor:

"40 seneden daha fazla yaşıyacağımı sanıyordum! Neden ozaman bana o ambulansın çarpmasını sağlayıp, beni öldürdün?"

Azrail cevap veriyor:

"Kız, ben seni hiç tanıyamadım!"



Rahip, doktor ve mühendis
Bir rahip, bir doktor ve bir mühendis golf sahasının boşalmasını beklemektedirler. O esnada gelişi güzel golf oynamaya çalışan bir grubun sahada olduğunu görürler.

Mühendis:

"Bu adamlar ne yapıyor böyle, 1 saattir bitirmelerini bekliyoruz."

Doktor:

"Bilmiyorum ama hiç böyle bir saçmalık görmedim."

Rahip:

"İşte görevli geliyor, onunla konuşalım. Merhaba, şu anda sahada olan grup ne zaman çıkacak, neden bu kadar yavaşlar?"

Görevli:

"Evet onlar kör itfayeciler. klübümüzde geçen sene çıkan yangında gözlerini kaybettiler. Bu yüzden haftada bir gün burada ücretsiz oynamalarına izin verildi."

Rahip:

"Ne kadar üzücü, bu akşam onlar için dua edeceğim."

Doktor:

"Çok güzel bir fikir, ben de hastanedeki doktor arkadaşlarla konuşup onlar için bir şeyler yapabilir miyiz diye bakacağım."

Mühendis:

"Bu adamlar neden geceleri oynamıyorlar?"



Trafik kazası
Henüz trafik kazalarında tutanak tutulmaya başlanmamış. İki araba çarpışıyor, şoförlerden biri erkek diğeri kadın. Kadın adama dönüyor ve cilveli bir şekilde:

"Bu kaza tanışmamız için bir bahane sanıyorum, arabada şarap var tanışmamız şerefine içelim isterseniz."

Adam bayılıyor tabi bu teklife, şişenin yarısına gelince farkediyor ve kadına soruyor:

"Siz neden içmiyorsunuz?"

"Ben polis geldikten sonra içecegim."



Çekiyorum, gülümse!
Savcı, morgdaki üç cesedi incelemek üzere gelmişti. Birinci ceset sırıtıyordu. Savcı nedenini sordu.

"Milli piyangoda büyük ikramiyeyi kazanmış, sevincine dayanamamış, kalp krizi geçirip ölmüş" dediler.

İkinci ceset de sırıtıyordu. Savcı sordu:

"Bu neden sırıtıyor?"

"Bunun da oğlu doğmuştu. Sevinçten kalbine yenik düştü" diye açıkladılar.

Üçüncü ceset Temel'in kömür halindeki cesediydi. O da sırıtıyordu.

"Bu neden oldu?" diye sordu savcı.

"Efendim, buna yıldırım çarpmış" dediler.

"Peki neden sırıtıyor?"

"Fotoğrafını çekiyorlar sanmış".



Ne görüyorsun?
Karı koca birlikte tatile çıkarlar. Gittikleri yerde kamp kurarlar. Tatillerinin ikinci gününün akşamı güzel bir yemek yiyip uykuya dalarlar.

Birkaç saat sonra kadın uyanır ve kocasını da uyandırır. Adam uyku sersemidir güzel bir rüyadan uyandırıldığı için de biraz kızgındır.

"Ne oldu? Ne istiyorsun?" diye sorar.

"Yukarıya bak ve bana ne gördüğünü söyle. "

Adam gökyüzüne bakar ve cevap verir:

"Bunun için mi uyandırdın beni?. Baktım işte. Bir sürü yıldız görüyorum, ışıl ışıl parlayan milyonlarca yıldız."

Karısı tekrar sorar:

"Peki, bu sana neyi gösteriyor?"

Artık iyice uykusu kaçan adam biraz düşünür ve cevap verir:

"Teolojik olarak Tanrının kudretini ve kendi acizliğimizi görüyorum. Felsefi olarak, evrenin sonsuzluğunu ve onun karşısındaki önemsizliğimizi görüyorum. Astronomik olarak galaksilerin, yıldızların, gezegenlerin varlığını görüyorum. Yıldızların konumuna bakarak saatin 3 olduğunu, meteorolojik olarak da bugün havanın çok güzel olacağını görüyorum. Niye sordun bunu bana? Sana neyi gösteriyor?"

"Çadırımızı çalmışlar...''



Yangın
Adamın birinin evinde yangın çıkmış. Komşuları yardıma koşmayıp olayı seyretmeye başlayınca iş başa düşmüş.

Adam, ilk önce oğlunu yangının içerisinden çıkarıp dışarıda beklemesini söylemiş. Dalmış tekrar duman ve ateşin içerisine, kızını çıkartmış dışarıya. Sonra karısını, sonra köpeği ve kedisini. Daha sonra dışarı hiçbir şey getirmeden 3 kere daha içeri girmiş çıkmış.

Onu seyreden komşularından biri sormuş:

"Niçin yanan eve girip çıkıyorsun dışarı hiç bir şey getirmiyorsun?" diye;

"Kayınvalidem içeride!" demiş adam,

"Arada bir girip çeviriyorum!"
Geri: Fıkralar
Mesaj Bir C.tesi 24 Ocak 2009, 21:03 tarafından Orkun
Nasreddin Hoca ve komşusu
Bir gün bardaktan boşanırcasına yağmur yağarken, Nasreddin Hoca da evinin penceresinde oturarak sokağı seyrediyormuş. Bir ara dostlarından birini, cüppesinin eteklerini beline dolayarak koşa koşa evine giderken görmüş ve pencereyi açarak seslenmiş:

"İnan olsun ki çok ayıp! Senin gibi aklı başında, olgun bir adam, Allah'ın rahmetinden kaçar mı?"

İçinden Hocaya hak veren adamcağız, bu sefer ağır ağır yürümeye başlamış; fakat tepeden tırnağa ıslanmış olarak evine varınca, Hocanın oyununa uğradığını anlamış.

Günün birinde Hoca yolda yağmura tutulmuş; koşar adım evine yönelmiş. Birkaç gün önce kendisiyle alay ettiği ahbabının evi önünden geçerken adamcağız taşı gediğine koymanın tam zamanı diyerek, evin penceresinden Hocaya bağırmış:

"Hocam, Hocam, Allah'ın rahmetinden niçin kaçıyorsun, ayıp değil mi sana?"

Hoca, hiç istifini bozmadan koşmaya devam ederek şu cevabı vermiş:

"Hay anlayışsız, hay!... Ben rahmetten kaçmıyorum; tam tersine yere düşen rahmetleri çiğnememek için koşuyorum!"


Baba yüreği
Bir gün bir çocuk babasına sormuş:

- "Baba ben nasıl dünyaya geldim?"

Babası:

- "Oğlum birgün yastığın altına şeker koydum sabah kalkınca sen dünyaya gelmiştin." demiş.

Bunları öğrenen çocuk gece yatarken yastığının altına şeker koymuş ve yatmış. Sabah kalkınca yastığının altının karınca dolduğunu gören çocuk karıncalara bakmış:

- "Şimdi sizi şöyle elimin tersiyle iterdim ama baba yüreği işte ne yaparsın dayanmıyor."



Suç ve ceza
Üç kadın arkadaş bir kaza sonucu aynı anda hayatlarını kaybedip cennete giderler. Cennetin kapısında onları karşılayan melek:

"Sizin burada uymanız gereken tek bir kural var: ördeklere dikkat edin sakın üstlerine basmayın" der.

Sonra kapı açılır üç kadın cennete girerler. Gerçekten de etraf ördek doludur. Üstlerine basmamak adeta imkansızdır. Dikkat etmesine rağmen kadınlardan biri kazayla bir ördeğin üstüne basar. Hemen bir melek belirir. Yanında son derece çirkin bir adam vardır. Kadını kolundan adama kelepçeler ve

"Ördeğin üstüne basmanın cezası olarak sonsuza kadar bu çirkin adama kelepçeli olarak yaşayacaksın" der.

İkinci gün kadınlardan biri yine kazayla bir ördeğin üstüne basar ve melek anında yanında çok çirkin bir adamla gelip onları kadına ceza olarak birbirlerine kelepçeler.

Üçüncü kadının gözü bu olaylardan çok korkar. Diğerlerinin akıbetine uğramamak ve sonsuza kadar çirkin bir adama kelepçelenip yaşamamak için her attığı adıma çok dikkat etmeye başlar. Aradan aylar geçer ve hiçbir ördeğin üstüne basmaz. Derken bir gün bir melek belirir. Bu kez yanında boylu poslu inanılmaz derecede yakışıklı bir adam vardır. Melek hiçbir şey söylemeden yakışıklı adamla kadını kelepçeler ve yine birşey söylemeden çeker gider.

Kadın mutluluktan uçmaktadır. O güne kadar gördüğü en yakışıklı adamla kelepçelenmiştir. Adama döner ve:

"Ben acaba ne yaptım da sonsuza kadar senin gibi yakışıklı bir adamla birlikte olmayı hak ettim?" diye sorar.

Adam suratı asık bir şekilde cevap verir:

"Vallahi seni bilmem ama ben az önce bir ördeğin üstüne bastım."



Einstein ve şoförü
Einstein konferanslarına hep özel şoförü ile gidermiş. Yine bir konferansa gitmek üzere yola çıktıkları bir gün şoförü Einstein'a;

"Efendim, uzun zamandır siz konuşmanızı yaparken ben de arka sıralarda oturup sizi dinliyorum ve artık neredeyse söyleyeceğiniz her şeyi kelimesi kelimesine biliyorum" demiş.

Einstein gülümseyerek ona bir öneride bulunmuş:

"Peki, şimdi gideceğimiz yerde beni hiç tanımıyorlar.", "o halde bugün palto ve şapkalarımızı değiştirelim, benim yerime sen yap konuşmayı, ben de arka sırada seni dinlerim."

Şoför, gerçekten çok başarılı bir konuşma yapmış ve sorulan tüm soruları doğru yanıtlamış. Tam yerine oturacağı sırada bir kişi, o güne kadar konferansta sorulmamış bir soru sormuş. Şoför, hiç duraksamadan soruyu soran kişiye dönüp:

"Böylesine basit bir soruyu sormanız gerçekten çok garip" demiş.

Sonra da salonun arkasında oturan Einstein'ı işaret ederek şöyle devam etmiş:

"Şimdi size arka sırada oturan şoförümü çağıracağım ve sorduğunuz soruyu, göreceksiniz, o bile yanıtlayacak."



İş görüşmesi
Adamın biri gazetede gördüğü seçkin bir şirketin iş ilanına başvurur ve kısa bir süre sonra da görüşmeye çağırılır.

Görüşme olumlu geçer ve prensipte anlaşıldıktan sonra çalışma koşullarına gelindiğinde müstakbel patronuyla aralarındaki konuşma şöyle gelişir.

A: Beyefendi bilmeniz gereken bir mevzu var ki, ben 5 bin YTL'den aşağı bir ücretle çalışmam.

P: Aman efendim dert ettiğiniz şeye bakın; biz zaten 7 bin 5 yüz YTL'den aşağı maaş vermiyoruz kimseye…

A: Harika! Ancak bir mevzu daha var ki bana tahsis edeceğiniz araba iyi bir araba olmalı üstelik son model… Zira başka türlü çalışamam.

P: Hah hah hah! Hiç merak etmeyin biz zaten bütün çalışanlarımıza cip Veriyoruz. Üstelik en son ve en büyük modelinden.

Adam gittikçe hem sevinmeye hem de endişelenmeye başlar, ama böyle bir fırsatta ele geçmez deyip devam eder konuşmasını sürdürmeye, patron da devam eder cevap vermeye… Artık iyice afallamıştır ve dayanamayıp sorar:

"Şaka yapıyorsunuz herhalde?!"

Patron cevap verir:
"Ama önce siz başlattınız...!"



Mühendisler
Biri makina, biri elektrik, biri de bilgisayar mühendisi üç arkadaş arabayla seyahate çıkmışlar.

Bir süre sonra araba arıza yapmış, kenara çekmişler.

Makina mühendisi:

- "Durun ben bir bakayım..." demiş ve kaputu açmış. Motoru, vites kutusunu, yürür aksamları kontrol edip birşeyler yapmış, arabaya binmiş. Marşa basmış, araba çalışmamış.

Elektrik mühendisi:

- "Bir de ben bakayım…" demiş ve kaputu açmış. Aküye bakmış, bujileri, kabloları kontrol edip arabaya binmiş. Marşa basmış, araba çalışmamış.

İkisi de durup sessiz sessiz oturan bilgisayar mühendisine dönüp bakmışlar;

Bilgisayar mühendisi:

- "Eee şey… İnip tekrar binsek…"



Telekom
Rus fizikçiler, yerin 100 metre altında bakır tel bulduklarını, bunun ise atalarının bundan 1000 yıl öncesinde telefon şebekelerinin oldugunu kanıtladığını duyurdular.

Bu olaydan 1 hafta sonra Amerikan gazetelerinden cevap geldi. Amerikan bilim adamları, yerin 200 metre altında 2000 yıl öncesine ait fiber optik hatlar bulduklarını, ve bunun, Amerikan toplumunun,
Ruslardan 1000 yıl önce gelişmiş dijital haberleşme sistemlerini kullandığının kanıtı oldugunu söylediler.

Bir hafta geçmeden Türk gazetelerinden cevap geldi. Türk bilim adamları yerin 500 metre altına kadar kazdıklarını ve hiçbirşey bulamadıklarını, bunun ise atalarının 5000 yıl öncesinde mobil telefon ve kablosuz iletişim sistemlerine sahip olduklarının kanıtı olduğunu söylediler...
Geri: Fıkralar
Mesaj Bir Perş. 19 Şub. 2009, 14:19 tarafından Orkun
İyi Para

Kilisede dugunun baslamasina cok az zaman var.. damat rahibin yanina
yaklasip isildiyor.. "Bakin.. size verecegim $100 karsiliginda evlilik
yeminimizde birtakim degisiklikler yapmanizi istiyorum.. hani su bana
soracaginiz sonsuza dek seveceginize, koruyacaginiza, sadik
kalacaginiza yemin ediyor musunuz?" kismi var ya, onu metinden
cikarmanizi istiyorum... "
Rahip gulumseyerek basini salliyor ve damat rahibin avucuna $100 sıkıştırıp iceri donuyor...
Ve dugun basliyor... herkes yerini aliyor, gelin ve damat rahibin onunde bulusuyor ve yeminler okunmaya baslaniyor....
Sira damadin yeminine gelince damadin gozleri hain hain parliyor.. ve
rahip damata soruyor: "....... esinizin daima bir adim gerisinden
yuruyeceginize, her emrini ve dilegini yerine getireceginize,her sabah
kahvaltisini hazirlayip ayagina kadar gotureceginize,ve ikiniz de
yasadiginiz surece baska kadinlara yan gozle bile bakmayacaginiza yemin
ediyor musunuz...?"
Tabi damat bu beklenmedik is karsisinda gozleri faltasi gibi aciliyor..saga sola bakiyor.. bi yutkunuyor.. ve kisik bir sesle:
"E..eee..evet efendim"...
Ve toren sona erdikten sonra damat hisimla rahibin karsisina dikiliyor:
"Bir anlasma yaptigimizi saniyordum!!!!"
Rahip gulumseyerek cevapliyor:
"Esiniz daha iyi para verdi.... "


Budala

Psikolog karşısındaki sinir hastası bir genci teste tabi tutmaktadır.Kağıt üstüne bir dikörtgen çizip :
-Bu size neyi hatırlatıyor?diye sorar.
Hasta :
-İçinde kadın bulunan bir yatağı, diye cevap verir.Arkasından psikolog kağıda büyükçe bir kare çizer.Hasta, bu kez :
-İçi kadın dolu bir oda, der.
Derken, çok büyük bir dikdörtgen çizdiğinde, hasta bu sefer de :
-Bu da içi kadın dolu bir ev, deyince, psikolog dayanamaz :
-Tamam beyefendi, der.Siz bir kadın budalasısınız.
Ama psikolog daha lafını bitirmeden, hasta bağırır :

-Ne, ben mi?Aslında sen kadın budalasısın be! Sabahtah beri bana terbiyesiz resimler çiziyorsun...


SOĞUKSU

Torun, çiftliginde yasayan 90 yasindaki dedesini ziyarete gitmis, hafta sonu..
Sabah kahvaltida dedesi ona sahanda yumurta yapmis..Adam bakmis tabakta yag ve yumurta disinda bazi seyler var..
-"Dede" demis.. "Bu tabak temiz mi?.."
-"Soguksu bu kadar temizler" demis, dedesi..
-"Otur da kahvaltini yap.."
Ögleyin dedesi mangalda et yaparken, gene bakmis, tabakta siyah lekeler..
Gene sormus..
-"Dede, bu tabagin temiz oldugundan emin misin?.."
-"Soguksu bu kadar temizler" demis, dedesi.. "
İkide birde bana bunu sorup durma.. "
Aksam yemege oturmuslar. Torun tabaga bakmis gene, tam agzini açacakken
yutkunmus, susmus.. Yemis yemegini..Gece yarisina dogru, dedesine veda
edip yola çikmak isterken, kapinin önünde
uyuklamakta olan köpek dikilmis ayaga..
Yolunu kesmis ve dislerini göstererek hirlamaya baslamis.Torun seslenmis..
-"Dede, köpegin beni birakmiyor.."
Televizyonda futbol maçi seyreden dede, kafasini bile çevirmeden bagirmis:

-"SOĞUKSU .. gel oğlum gel!.."


Vali

Bir Mülkiye müfettisi doguya teftise giderken ihtiyar bir Erzurum'lu köylüye misafir olmustu.Sohbet sirasinda sordu:
-Baba, memlekette kaç vali gördün?
-On, onbes vali hetirimdedir...
-Peki bunlardan kaçi hizmet etti, kaçindan memnunsunuz?
-Allah geni geni rehmet etsin, Mustafa Pasa'dan çoh memnunduh!
-Bu Mustafa Pasa ne hizmetler etti ki onbes valinin içinde ona rahnet okudun?

-Beg, o vali Erzürüm'e varmadan yoldayken vefat etmisdi. Gerisini sen anna!


Texaslı

Bir İngiliz doktor diyor ki :
-"Tıp bilimi bizde öyle ilerledi ki, biz bir adamın beynini alırız ve
başkasına koyarız ve onu altı haftada iş arayacak hale getiririz."
Alman doktor diyor ki :
-"Bu hiç birşey değil; biz bir adamın beynini çıkarırız ve başkasına koyarız ve onu dört haftada şavaşa hazır hale getiririz."
Amerikalı doktor da diyor ki ;

-"Beyler siz çok geridesiniz. Biz Teksastan bir beyinsizi aldık ve
beyazsaraya koyduk. Şimdi ülkenin yarısı iş arıyor, yarısı da savaşa
hazırlanıyor."



Hitler

Hitler üç esir yakalamis, Ingiliz, Fransiz ve bir Yahudi.
- "Size soru soracagim, bilirseniz sizi birakacagim" demis.
Ingiliz'e sormus
- "Titanik kaç yilinda batti?"
Ingiliz hemen cevap vermis
- "1912" diye.
Hitler göndermis Ilgiliz'i. Fransiz'a sormus bu kez:
- "Titanik'te kaç kisi öldü?"
Fransiz cevap vermis
- "1050".
- "Tamam, sen de gidebilirsin" diye özgür birakmis.
Ve Yahudi'ye dönmüs;
- "Say lan isimlerini!"
Geri: Fıkralar
Mesaj Bir Perş. 19 Şub. 2009, 14:24 tarafından Orkun
Havuz

Hollywood'da bir parti veriliyor,guzel bir evde.Partinin sahibi partiye
heyecan ve degisim katmak icin mikrofonu eline alip basliyor:
-Arkadaslar akvaryumdaki iki pirana'yi bu havuza atacagim. Havuza
atlayip karsiya cikan arkadas su gordugunuz sarisinla sabaha kadar
eglenebilir. Kimsede ses seda yok.
-Bu esmeride sunuyoruz.
Yine kimsede ses yok.
-Bu kumral bayani da hadiye ediyoruz.
Yine ses yok.
-Bu ibneyi de veriyoruz.
Slaaaaash¦... Adamin biri suda hizla yuzuyor ve karsiya geciyor.Tekrar kosup havuzun obur kenarina geliyor:
-Nerede o ibne?
-Beyefendi o havuzun karşısında
Adam saskin saskin:
-O degil, Beni havuza iten ibne nerede?


Yaralı temel

Temel yüksek bir binanin altinci katindan asagi düser.Hemen basina
merakli bir kalabalik toplanir.Yoldan geçen bir adam merakli kalabaligi
yararak yarali temele dogru egilerek sorar;
-Hayrola kardes ne oldu.
Yarali temel güç bela konusarak cevaplar.
-Haçan bilmeyrum pende simdu celdum


Ondan iyi doktor yok

Kulakları duymayan bir adam hastanede yatan bir arkadaşını ziyarete
gitmek istemiş.Düşünmüş ben ne sorarım, o ne cevap verir, diye. Klasik
cevaplara göre konuşmayı tasarlamış, cümlelerini zihninde
hazırlamış."Nasılsınız" derim, o da "İyiyim" der.Bende, "Oooh ne güzel"
der, devam ederim.Hastaneye gidip arkadaşının başucuna varmış.
-Nasılsın, iyi misin?
-Ölüyorum.
-Oooh, ooh ne iyi.Ne ilaç veriyorlar?
-Zehir.
-O ilaç çok iyidir.Doktorun kim?
-Azrail.
-Ondan iyi doktor yoktur.
Geri: Fıkralar
Mesaj Bir Perş. 19 Şub. 2009, 14:31 tarafından Orkun
Şeker

Küçük Onur 4-5 yasilarina gelince annesine sormus:
- anne ben nasil dunyaya geldim? annesi
- bir aksam babam bi seker aldi ve yastigin altina koydu sabah bi baktik ki sen varsin.
Bunu duyan Onur durur mu, hemen ayni aksam gitmis bi seker almis ve yastigin altina yerlestirmis...
Sabah kalkmis ki bir de ne gorsun sekerin kokusunu alan karincalar temel yastigin altina ususmus. Bunun uzerine Onur:
- ahhh ahh hepinizi oldururdum ama baba yuregi dayanmiyor.


Öldükten sonra

Rusya'da torunu babaannesine sormuş. "Lenin nasıl biri?" Babaanne " Çok
iyi biriydi bize ekmek verdi" demiş. Torun "Peki Brejnew nasıl
biriydi?" Babaanne "Çok kötüydü çok insan öldürdü ve bizi ekmeksiz
bıraktı" Torun "Peki Yeltsin nasıl?" Babaanne " Eee daha bilmiyoruz.
Öldüğü zaman öğreniriz."


Alışkanlık

Doktor, hastasını uyarmış :
-Bakın, sonra söylemediydi demeyin, bu uyku haplarına devam edecek olursanız, sizde alışkanlık yaratır.
Hasta bilgiç bilgiç gülümsemiş :
-Sen ne diyorsun Doktor Bey! Ben bu hapları evelallah yirmi yıldır alırım, henüz alışkanlık yaptığını görmedim daha!


Kamp

Temel ve Dursun, Güney Amerikada bir kampa giderler. Rahat olsun diye,
karyolada yatmaya baslarlar. Temel üstte, Dursun alttadir. Ilk gün ve
ikinci gün kizilderililer gelip Temel i döverler. Fakat Dursun a hiç
bir sey olmamistir. Temel, Dursun la yerini degisir. Üçüncü gün de,
kizilderililer gelir ve sef:
-"Yahu,biz üstteki adami çok dövdük, bugün de alttakini dövelim" der, ve yine Temel i dövüp giderler


Uyanık Eco

Birgün A.Necdet Sezerle Ecevit avrupada bir konseye katılıyorlar bizimkiler tam yemeğe başlayacaklar ecevitin gözü sezere takılıyor sezer o anda vay be ne güzel kaşık bunu semraya götürsem iyi sükse yaparım deyip kaşığı cebine indiriyor bunu gören ecevit içinden ulan
bunu rahşan semrada görürüse oda ister deyip bitane araklamaya karar veriyor tabi konseyde herkesin önünde bir çan var kaşığı buna vurunca konuşma sırası sana geçiyor ecevit tam kaşığı alacak kaşık çana çarpıyor bunu üzerine ecevit bizi davet ettiniz sağolun deyip olayı
kapatıyor tam tekrar davranıyor yine çarpıyor yine yine derken ecevit sinirleniyor son bidefa daha alacakken yine çarpıyor bu sefer ecevit diyorki: Bakın size bir sihirbazlık yapacam şimdi şu kaşığı göüyorsunuz dikkatli bakın şimdi bunu alıyorum cebime indiriyorum bakın sezerin
cebinden çıkıyor


Bağırmamiştur

Dilbilgisi dersiydi.Ögretmen çocuklara soru sordu:
-Çocuklar,bağirmadim,bağirmadin,bağirmadi deyince ne anlarsiniz?
Ögretmen çok parmak beklerken kimse parmak kaldirmadi.Neden sonra temel parmak kaldirdi:
-Telaşa gerek yoktur,kimse bağırmamiştur.
Geri: Fıkralar
Mesaj Bugün 08:51 tarafından Sponsored content
 

Fıkralar

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 

1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
forumdll.benimforum.biz :: Genel Paylaşım :: Geyik Bölümü-
Buraya geçin: